|
KRAL KELEBEKLERİ
Her
yıl düzenli olarak sonbaharda, Kuzeydoğu Amerika'da yaşayan kral
kelebekleri yumurtlamak için Kanada'nın güneyinden Meksika'nın içlerine
kadar göç ederler. Bu yolculuk 4000 km.'nin üstünde bir yol demektir ve
75 günden fazla sürebilir. Kelebekler ise bu yolu katederken bir doğru
boyunca uçmazlar. Kimi zaman önlerine çıkan bazı engelleri aşmak
zorunda oldukları için aslında çok daha fazla yol katettikleri
unutulmamalıdır.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:379, Haziran 1999, s.89 |
 |
|
ÖRÜMCEKLER
Hareketsiz
durma, kamuflajda her zaman en iyi taktik değildir. Yaprağa benzer
'mantid'ler, ölü yaprakların hafif rüzgarda sallanması gibi görünmek
için, kendilerini ileri geri hafifçe sallarlar. Bazı tropik örümcekler
de ağlarını o kadar hızlı titreştirirler ki, örümceğin ağın ortasında
durduğu görülemez. Ağ ise neredeyse görünmez bir bulanıklık şeklinde
olur.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.31 |
 |
|
KİWİ
Çok
iyi gören gözlere sahip olmalarına rağmen kuşlarda koku alma duyusu
yeterli değildir. Ancak bazı istisnalar vardır. Örneğin Kiwi kuşu çok
küçük gözlere sahiptir, bu yüzden solucanları ve tırtılları daha çok
kıvrık gagasının ucundaki hassas burun delikleri sayesinde koklayarak
bulabilir.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.138 |
 |
|
SIVACI KUŞLARI
Sıvacıkuşlarına
(Sitta europaea) bu adın verilmesinin nedeni; yuva olarak
kullanacakları oyuğun girişini kendilerine göre düzenlemelerinden
kaynaklanır. Buldukları oyuğu kendi türlerinin boyutlarına uygun hale
getirmek için, oyuğun girişini çamur ya da kille kapatırlar.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.76. |
|
MEŞE PALAMUDU BÖCEĞİ
Dişi
meşe palamudu Weevilleri (buğday biti gibi zararlı örümceklerin genel
adıdır) milyonlarca yıldır matkap kullanmaktadırlar. Weevil'in uzun
gagasının ucunda küçük dişleri vardır. Böcek bu gagasını meşe
palamudunun sert yüzeyine dayar. Daha sonra kafasını sağa sola
döndürerek meşe palamudunu delmeye başlar. Derin bir delik açtığında,
arkasını döner ve içine bir yumurta yumurtlar. Yumurta çatladığında
Weevil larvasının yemeği olan meşe palamudu hazır olacaktır.
Ranger Rick, June 1997, s.40 |
|
KARTAL
Bazı
kartallar, havada inanılmaz bir sürat yaparak aşağıya doğru inişe
geçerler. Bu dalış esnasında saatte yaklaşık 322 km. hız yaparlar.
Büyük kartallar avlarına çok hızlı çarparlar. Kel kartalın avına
vuruşu, yivli tüfek mermisine kıyasla iki kat daha güçlüdür.
ZooBooks, April 1993, Vol. 10, N. 7 |
 |
|
KUŞLAR
Bazı
hayvanlar düşmanlarını yanıltmak için seslerini çeşitli şekillerde
kullanırlar. Örneğin ağaç deliklerinde yuva yapan birçok kuş rahatsız
edildiğinde bir yılan gibi tıslar. Yuvaya saldıran yırtıcı hayvanlar
da, delikte muhtemelen bir yılan olduğunu düşünerek bu deliği
kurcalamazlar. Küçük tırtıllardan bazıları da tehlike hissettikleri
anda tıslarlar ve vücutlarındaki sahte göz beneklerini şişirirler.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.50 |
|
KUNDUZ
Kunduzlar
su altında saatte 12 km. hız yaparlar ve gözlerini suyun zararlı
etkisinden korumak için saydam olan göz kapaklarını deniz gözlüğü
olarak kullanırlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:207, Şubat 1985, s.32 |
 |
|
ÖRÜMCEK
Mikroskop
altında örümcek ağının telleri pürüzsüz bir görünüm sergiler. Ancak
liflerin dış katmanları soyulup bir çözücüyle yumuşatıldığında her bir
telin yapay liflere taş çıkartan karmaşıklıkta bir yapıya sahip olduğu
görülür. Lifin çekirdeği "nanofibril" adı verilen ortak merkezli minik
ipliklerle çevrilidir. Bu nanofibriller kimi katmanlarda lifin ekseni
yönünde yer almalarına karşın, kimilerinde sarmal bir merdiven gibi
lifin çevresini sararlar. Böylesi bir düzen büyük miktarlarda enerjinin
emilmesine yardımcı olur.
New Scientist, April 24, 1999 |
|
AMFİBİYENLER
Amfibiyenlerin
derileri, suda çözünmüş halde bulunan oksijenin, vücudun içine
girebilmesini sağlayacak türdedir. Deride bulunan bezler gizli mukus
salgılayarak derinin sürekli nemli kalmasını sağlar. Böylece havadaki
oksijen de kolaylıkla hayvanın vücuduna girer.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.130 |
 |
|
KARTAL
Tüm
kartalların gözlerinde "niktitant zar" denilen fazladan bir göz kapağı
vardır. Bu kapağın işlevi gözleri temizlemek ve korumaktır. Örneğin
kartallar yavrularını beslerken göz kapaklarını genel olarak kapalı
tutarlar. Bu yavruların yanlışlıkla ebeveynlerinin gözlerine bir zarar
vermesini engellemek için alınmış bir önlemdir.
ZooBooks, April 1993, Vol.10, N.7 |
 |
|
UÇARMAKİ
Uçarmakiler
Malezya ve Filipinler'de yaşarlar. İri bir tavşan büyüklüğündeki bu
hayvanın tüm bedeni deriden bir manto ile örtülüdür. Uçarmaki, bu
mantosunu havada kayar gibi uçmak için kullanır. Dişi uçarmakiler
yavrularını karınlarına oturtarak taşırlar. Uçarken bile yavrularını
yanlarında taşırlar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.164 |
|
BAYKUŞ
Baykuşların
kulakları sese karşı çok hassastır. Duyma oranları insanlardan daha
fazladır. Baykuşların yüzünün iki yanında saç benzeri tüyler vardır ve
bunlar ses dalgalarını toplayıp kulağın içine gönderirler. Bu tüyler
ayrıca bir kulağı diğer kulaktan ayırır, böylece sağ taraftan gelen
ses, büyük ölçüde sağ kulak tarafından duyulur. Bunun yanında kulaklar,
kafada simetrik olarak yer almazlar. Biri diğerinden daha yüksektedir.
Böylece baykuş sesleri super-stereo olarak dinler ve ses çıkaran
canlıyı görmese dahi onun nerede olduğunu, sesin kaynağına göre tam
doğru olarak tespit eder. Bu av bulmanın çok zorlaştığı karlı havalarda
önemli bir avantajdır.
David Attenborough, The Life of Birds, s.100 |
 |
|
KARİDES
Birçok
derin-su balığı, başlarının üstünden geçen avlarını görebilmek için
yukarı-doğru bakan gözlere sahiptir. Burada renklerin görülemediği
kadar az ışık vardır. Bu yüzden derin su canlılarının çoğu ışık üreten
özel yapılara sahiptirler. Ahtapot, küçük karides (prawn) ve kalamar
gibi canlılar da balıklarınkine benzer ışıklı organlara sahiptirler.
Küçük karidese benzer bazı canlılar da ışığı kendilerini olduklarından
çok daha büyük göstermek için kullanırlar. Antenlerindeki veya
karınlarının kenarlarındaki ışık organları yandığında olduklarından üç
kat daha büyük görünebilirler.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.28 |
 |
|
KUŞLAR
Kuşların
kanatları yaşadıkları koşullarla tam bir uyum içindedir. Albatros,
deniz kırlangıcı ve kılıç kırlangıçları hayatlarının büyük çoğunluğunu
uçarak geçirdikleri için uzun ve ince kanatlara sahiptirler. Bu
kanatlarla okyanus rüzgarlarında kolaylıkla süzülebilirler. Şahinlerin,
kartalların ve akbabaların ise geniş, dışa doğru meyilli tüylü
kanatları vardır. Onlar da bu kanatları ile sıcak karalar üzerinde
rahatlıkla süzülebilirler.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.136 |
|
KIZIL FIRINCI KUŞU
Kızıl
fırıncı kuşunun (Furnarius rufus) ismi ekmek fırınına benzeyen
yuvasından kaynaklanır. Erkek ve dişi, bu sağlam yuvayı, çamur, bitki
ve tükürük kullanarak inşa ederler. Yuvanın yapımı aylarca sürer ve
çift bu yuvayı bir sonraki sene tekar kullanmaz.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.93 |
 |
|
TEMİZLİKÇİ BALIKLAR
Balıklar
parazitlerinden temizlenmek için birbirlerine ihtiyaç duyarlar.
Temizleyici balıkların sırt yüzgeçleri bir vantuz gibidir. Oxyjulus
californica yani senyoritalar bu balıkların en bilinenleridir.
Temizleyici balık çok rahat bir şekilde bazen balığın ağzına girerek
dişlerini, bazen de balığın solungaçlarını temizler, bu sayede karnını
doyurmuş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı 237, Ağustos 1987, s.3 |
 |
|
DENİZ KAPLUMBAĞASI
Bir
dişi kaplumbağa bir seferde 100 veya daha fazla yumurta yumurtlar.
Bunlardan küçük olanları gelişmeden ölür. 2 ay sonra yumurtadan çıkan
yavruların bulundukları çukurdan yeryüzüne çıkmaları için 80 cm. gibi
bir yokuşu tırmanmaları gerekmektedir. Bu 80 cm.'i tırmanmak yavruların
4 gününü alır.
International Wildlife, September-October 98, s.32 |
 |
|
KUŞLAR
Kuşların
tüyleri sürekli bakım gerektirir. Kuşlar da tüylerini suda yıkarlar ve
toz kullanarak kabartırlar. Çoğu kuşta kuyruğun bedene bağlandığı yerin
yakınında bir yağ bezi bulunur. Kuşlar gagalarıyla o bölümden yağı
alarak sürünürler. Böylece tüyleri su geçirmez hale gelir. Balıkçıl,
papağan ve tukan gibi kuşlarda bu bez bulunmaz. Bu kuşlar da,
tüylerinin bakımını bir kısım tüylerinde bulunan ince bir tozla
yaparlar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s. 128 |
 |
|
KURBAĞA
Tüm
kurbağalar büyük gözlere ve göz kapaklarına sahiptirler. Birçoğunun da
gözlerini yağlayacak ve temizleyecek özel bir zarı vardır. Ayrıca
karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak, mavi ışığa duyarlı göz
yapıları da vardır.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.130 |
 |
ÇAYIR KÖPEĞİ
Çayır
köpeklerinin yaptıkları yuvaların içinde sürekli olarak temiz hava
dolaşır. Havanın kolayca içeri girebilmesi için tünelin bir ucunun ağzı
alçaktadır. Tünelin diğer ağzı ise yüksektedir. Bu yükseklikteki ağızda
hava akımı kısmi vakum oluşturur ve havanın tünelden çıkmasını sağlar.
ZooBooks, Animal Wonders, Ocak 1998, Vol.15, N. 4, s.14 |
 |
|
TARANTULA
Eklembacaklıların
dış iskeletleri çoğu zaman sorun oluşturur. Örneğin bu canlılar
büyüdükçe kabuk büyümez ve gövdeyi bir bütün olarak örter. Bu durumda
tek çare zaman zaman kabuğu dökmektir. Kabuk dökme zamanı yaklaştıkça
hayvan kabuğundaki mineralleri kanına çekerek bünyesine alır. Kabuğun
altında yeni, yumuşak ve kırışık bir deri oluşturur. Sonra, dıştaki
zırh çatlar ve hayvan iskeletini bir hayalet gibi geride bırakarak
içinden çıkar. Derisi yumuşak olduğu için gizlenmesi gereklidir. Bu
arada deri kırışıklıklarını düzelterek yeni bir kabuk oluşturmaya
başlamıştır. Kabuğu sertleşip eski halini alınca hayvan gizlendiği
yerden çıkar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.41 |
 |
|
UÇAN KURBAĞA
Perde
ayaklı küçük ağaç kurbağalar son derece ilginç bir özelliğe
sahiptirler. Bu kurbağalar perde ayaklarını kanat olarak kullanırlar ve
süzülerek uçabilirler. Ağaçların üstünden uçarken, bir yere inmek
istediklerinde, hızlarını kesmek ve inişlerini yavaşlatmak için
ayaklarının dördünü de paraşüt olarak kullanırlar. Ayak parmakları
arasındaki ağları genişleterek vücut yüzeylerini iki katına çıkartan
uçan kurbağalar, bir ağacın üzerine inmeden önce 12 metre kadar havada
süzülebilmektedirler. Hatta, bacaklarını hareket ettirerek ve perde
ayaklarının şeklini değiştirerek rotalarını ve yönlerini de
değiştirebilmektedir.
Tonny Seddon, Animal Movement, s.49 |
 |
|
KARINCA
Hayvanlar
için temizlenmek çok önemlidir. Karıncaların ve diğer böceklerin
temizlenmelerine yardımcı olacak özel salgı bezleri vardır. Bu bezler,
antibiyotik içeren bir madde salgılarlar. Böcekler bu salgıyı arasıra
vücutlarına da sürerek bakterileri ve mantarları yuvadan uzak tutarlar.
Kuşlar karıncalar gibi kendilerini temizlemek için kimyasal madde
salgılayamazlar. Ama kuşlar bu temizlik işi için karıncaları
kullanırlar. Kuşlar karınca yuvalarının kenarına sürtünerek veya
karıncaların tüyleri arasında dolaşmasını sağlayarak temizlenirler.
Parazitlere karşı etkili olan karıncaların vücudundaki formik asitidir.
International Wildlife, March-April 1998, s.16 |
|
BUKALEMUN
Bukalemunlar
gün ışığında yapraklı bir dalda otururken, etraflarındaki çalılıkların
gölgesine benzer şekilde siyah ve uçuk kahverengi lekelerle yeşil
olurlar. Akşam yaklaştığında ve ışıklar sönükleşmeye başladığı zaman,
bukalemunun rengi grimsi yeşile döner ve daha sonra sarı lekeli donuk
sarımsı kahverengiye dönüşür. Karanlıkta ise bukalemun tamamen siyah
olur. Bütün bu renk değişimleri 15'er dakika içinde gerçekleşir.
Bukalemun sadece bulunduğu yere uymak için rengini değiştirmez. Eğer
kızmışsa, üzerinde diğer hayvanlara uyarı olacak şekilde koyu turuncu
benekler ve koyu kırmızı lekeler de oluşur.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.16 |
 |
|
BAHÇE ÖRÜMCEĞİ
Araneus
diadematus adı verilen bahçe örümceği üzerinde ipeğin nasıl oluştuğu
konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bilimadamları ipek örümcekten
çıkmadan önce, ipeğin oluştuğu kanalı incelemişlerdir. İpek, bu kanala
girmeden önce, sıvı proteinlerden oluşmaktadır. Kanalın içindeki özel
hücreler, ipek proteinlerindeki suyu kendilerine çeker. Hidrojen
atomları ise diğer bir kanalda pompalanan suyu alırlar ve bir asit
havuzu oluştururlar. İpek proteinleri asit ile biraraya geldiğinde,
birinden diğerine bir köprü oluşturur ve bu şekilde son derece kuvvetli
bir ipek meydana gelir. Örümceğin ipeği, "Kevlar" denilen insan yapımı
en güçlü sentetikten çok daha kuvvetli ve çok daha elastikidir. Dahası,
kurşun geçirmez yeleklerde kullanılan bir tür plastik olan Kevlar'dan
farklı olarak örümcek ipeği yeniden işlenilip tekrar tekrar
kullanılabilir.
Discover, October 1998, s.34 |
 |
|
BOĞA ANTİLOBU
Boğa
antilopları son derece hızlı hareket edebilen canlılardır. Öyle ki
hareketsiz bulundukları durumdan ani olarak harekete geçtikten sonraki
iki saniye içinde 62 km./saat hıza erişebilirler, Bilim ve Teknik,
Sayı:221, Nisan 1986, s.12 |
 |
|
KUŞLAR
Göç
edecek canlıların vücut ağırlıklarındaki artış çok belirgindir. Göçe
başlamadan önce mutlaka bir yakıt stoğu olarak yağ depolarlar. Göç için
yağ depolanmasının başlıca 4 işlevi vardır. Bunlardan birincisi yağ,
tüm göç süresince bir yakıt görevi görür. İkincisi göç süresince yağ
kullanımı ile metabolik su üretilir. Bu göç eden canlıların, içilecek
suyun az olduğu çöllerdeki ve diğer kurak bölgelerdeki, hareketleri
sırasında su dengesinin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Bu yüzden
yağ metabolizması, göç boyunca hayvanlara içten bir su desteği sağlar.
Yağ stoğu aynı zamanda vücut ağırlığının artmasını ve bu yüzden uçma
mekanizması özellikleri nedeniyle kuşların daha yüksek hızlarda
uçmalarını sağlar. Öyle ki bu yağ stoğu göçmen kuşlar kendi üreme
bölgelerine ulaştıktan sonra bile oldukça fazladır.
Prof. Dr. Peter Berhold, Animal Behaviour, s.128 |
|
KOKARCA
Hayvanların
çok değişik savunma yöntemleri vardır. Örneğin, Benekli kokarca
davetsiz misafirlerine gözdağı vermek için pek alışık olunmayan bir
yöntem kullanır. Bir tehlike sezdiği anda kokarca bir elinin üzerinde
ayağa kalkar ve arkasındaki bir bezden kötü kokan bir sıvı püskürtürek
düşmanını kaçırır.
Tonny Seddon, Animal Movement,s.39 |
 |
|
ÇULLUK
Kuşlar
sık sık okyanusları, barınılamayacak çölleri, dağları ve buz
kitlelerini durmaksızın devam eden uçuşlarla geçmek zorundadırlar.
Altın renkli yağmur kuşu, Sert kıllı çulluk gibi göçmen kuşlar Hawaii
adalarına, Yeni Zelanda'nın daha da aşağılarına hiç durmadan uçabilen
kuşlar olarak tanınırlar. Sürekli devam eden bu uçuşlar, 4000-7500 km.
arasında değişir ve tahminen 80-100 saat sürer. Küçük ötücü kuşlar da
Meksika Körfezi, Sahra Çölü ya da Atlantik, Pasifik Okyanusları gibi
barınılamayacak bölgeleri yaklaşık olarak 30 saat süren ve 1000 km.'den
daha fazla durmadan devam eden uçuşlarla geçebilirler. Ve hatta kırmızı
boğazlı sinek kuşu (yalnızca 5 gramın altıda biri kadar vücut
ağırlığına sahiptir) Meksika Körfezi'ni hiç durmadan geçebilecek
kapasitededir. Himalaya bölgesine ve Sibirya'dan Hindistan bölgesindeki
kışlık bölgelere göç eden kuşlar dünyanın en yüksek dağlarını geçerler.
Bu kuşlar yaklaşık 9500 m. yükseklikte ilerlerler.
Prof. Dr. Peter Berhold, Animal Behaviour, s.124 |
 |
|
YAY KUYRUK BÖCEĞİ
Yay
kuyruk böceği (Collembola), çift kabuklu yumurta yumurtlar. Dıştaki
kabuk hemen düşer; ama yumurtanın ucunda iki kasnak bırakır. Böylece
makara görünümü alan yumurta yuvarlanıp kaybolmaktan korunur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı 212, Temmuz 1985, s.13 |
|
DEV SU BÖCEĞİ (LETHOCERUS)
Lethocerus
denilen dev su böceklerinin bir türünde, dişiler yumurtalarını su
üzerindeki bir dal parçasına bırakırlar. Erkek tekrar tekrar suya dalar
çıkar ve yumurtalara nemlendirmek için onların üstüne çıkıp üzerlerine
su damlatır; ayrıca düşmanları da yumurtalardan uzak tutar. Erkek
Belostama dev su böcekleri ise bunun yerine, dişinin sırtlarına
yapıştırdığı yumurtaları taşırlar. Bu böcekler yüzeye yakın yüzmek
zorundadırlar ve aynı zamanda yumurtalarının hava ile temas etmesini
sağlamaları da gerekir. Arka bacaklarını ileri-geri hareket ettirirler
veya ince bir dala tutunurlar. Daha sonra yumurtaların üzerinden akan
havalanmış suyu korumak için saatlerce bir nevi şınav hareketi
(yüzükoyun yatarak vücudu esnetme hareketi) yaparlar. Benzer olarak
Bledius Rove böcekleri, Bembidion yer böcekleri ve Heterocerus bataklık
böceklerinin hepsi, gel-git olduğunda ince girişli kuluçka odacıklarını
tıkayarak, sular çekildiğinde de tıkaçları çıkararak yumurtalarının
boğulmasını engellerler.
Scientific American, January 1999, s.53 |
 |
|
YUSUFÇUK
Yusufçuk
böceklerinin uçuşları birbirinden bağımsız 4 büyük kanatın vücudun
ağırlığını taşımasıyla sağlanır. Bu özellik, böceğe ani manevralar
yapma, hızını ani artırma ve saniyede 10 m.'ye varan yüksek bir hız
imkanı tanımaktadır.
Science et Vie, No.931, s.5 |
 |
|
TROİL KUŞU
Penguene
benzer perde ayaklı bir kuş olan Troil kuşları (Uria calge) çıplak
kayaların üzerine bir yumurta yumurtlarlar ve kuluçkaya yatarlar. Bu
kuşların yumurtalarını bıraktıkları bölgede metrekareye 70 yumurta
düştüğü saptanmıştır. Buna karşılık her çift kendi yumurtasını özel
renklerinden tanır. Troil kuşlarının yumurtalarının başka bir
özellikleri de darbe alsalar bile kayalıklardan aşağı
yuvarlanmamalarıdır. Özel yapıları nedeniyle yalnızca kendi
etraflarında döner ve dururlar.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.33 |
 |
|
DENİZ YILDIZI
Dişleri
olmayan denizyıldızı yiyeceklerini sindirmek için kendine özgü bir
metod kullanır. Avının yerini bulmasında koku ve dokunmaya bağlı
olarak, avın kapladığı alanın büyüklüğü de etkilidir. Kollarının
altında yüzlerce ince, her zaman hareket eden, emici diskler
bulunmaktadır. Deniz yıldızlarında hareket, bir kayaya veya başka bir
cisme ayakları ile yapışması ve sonra geri çekmesi ile sağlanır ve
denizyıldızı bu biçimde yavaşça sürünür. Günlük yiyecekleri kabuklu
deniz hayvanları, karides, kum ve taş gibi birikintilerdir. İstiridyeyi
bulduğunda denizyıldızı onu içine çeker ve bir çok emici ayağını
istiridyenin kabuğuna yapıştırır. İstiridye aşırı güçlü supaplara sahip
olmasına rağmen denizyıldızı sonunda istiridyenin kabuğunun yavaş yavaş
açılmasını sağlar.
The Ocean World of Jacques Cousteau, Quest for Food, s.47 |
 |
|
KOALA
Okaliptüs
ağaçlarının yaprakları oldukça az protein içerirler ve çok liflidirler.
Yüksek miktarlarda içerdikleri aromatik yağlar ve kimyasal bileşikler
ise otla beslenen birçok canlı için zehirlidir. Sadece okaliptüs
ağaçlarının bazı türleriyle beslenen koalalar bu konuda bir
istisnadırlar. Özel dişleri sayesinde koalalar okaliptüs yapraklarını
çiğnemeden yutarlar. Yapraklar, koalaların diğer memelilerdekinden çok
daha büyük olan kör bağırsaklarına gider, burada bulunan bakteriler
sayesinde yapraklar kolaylıkla sindirilir. Yaprağın istenmeyen
bölümleri karaciğerde zehirden arındırılır ve vücuttan atılır. Bu türlü
beslenme çok az enerji verdiğinden koalalar günde 18 saat uyurlar.
The Guinnes Encylopedia of the Living World, s.105 |
 |
|
REDOVID BÖCEĞİ (SALYARATA VARİLGATA)
Yırtıcı
Redovid böceği (Salyarata varilgata) ağaçlarda yaşayan bir tür termit
ile beslenir. Avını yakalama yöntemi çok ilginçtir. Önce, termit
yuvasındaki yiyeceklerin arasına saklanır. Termitlerin kendilerine özgü
bir kokuları vardır. Termitler kördürler ve yuvalarına giren
düşmanlarını da koku farkı sayesinde tanırlar. Termit yuvasında
saklanan Redovid böceği de bir süre sonra termitler gibi kokmaya
başlar, bu yüzden kendi kokusu anlaşılmaz. Düşmanlarına karşı yırtıcı
olan termitlerin saldırısından bu sayede korunmuş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Haziran 1987, Sayı.235, s.7 |
|
MAÇA AYAKLI KURBAĞA
Çöllerde
yaşayan canlılar sıcağa ve kuraklığa dayanacakları çok önemli
donanımlara sahiptirler. Örneğin Maça ayaklı karakurbağası yılın en
kurak dokuz ayı boyunca kendi ürettiği jelatin içinde saklı bir çukurda
uyur. Çöl kaplumbağaları kendi üst kabuklarının altındaki iki kesede
yaz için su depolarlar. Salyangozlar ve karidesler ise çöllerdeki nadir
yağışlardan sonra su birikintilerinde harekete geçerler ve bu sular
kurumadan önce onlarca yıl bekleyebilecek yumurtalarını bırakırlar.
Böylece yavrular güneşin kavurduğu tuzlu toprakta bir sonraki yağmur
gelene kadar yumurtadan çıkmak için beklerler.
Guy Murchie, The Seven Mysteries of Life, s.33 |
|
SİBİRYA AYISI
Sibirya
boz ayısı sonbaharda şişmanlayıp yağ bağladıktan sonra, inine çekilir
ve aylarca (4 ila 7 ay) süren bir uyuşukluk dönemine girer. Ayının 37
derece olan vücut ısısı, kış uykusu sırasında 5 ila 6 derece azalır.
Buna rağmen, kalp atışı ve nefes alma ritimleri daha yavaşlar. Bu
nedenle genel metabolizmada yüzde 50 ila yüzde 60'a varan düşüşler
gözlenir. Ayı, bu devre boyunca yemek içmek dahil hiçbir hayati
fonksiyonunu yerine getirmez. Bununla birlikte üreme ve su kaybı
belirtileri de göstermez. Çünkü uyuşukluk esnasında kendi yağını
(lipitlerini) başlıca enerji ve su kaynağı olarak kullanır.
Thema Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt, s.145 |
 |
|
PLUVIANS AEGYPTIUS
Afrika
nehirlerinin kumlu kıyılarında yuva yapan Pluvianus aegyptius isimli
kuş, gündüzleri yumurtalarını kumla örter ve yalnızca geceleri (ısı
düştüğü zamanlarda) kuluçkaya yatar. Eğer gündüz ısı çok yükselirse,
erkek ve dişi göğüslerini suya batırarak bununla kuluçkayı
serinletirler. Bu türlerin yavruları, doğduktan sonra, anne babalarının
tehlikeyi haber veren çığlıklarını duyduklarında, oldukları yere
serilip yere yapışarak, görünmez hale gelebilirler. Çünkü tüyleri
bulundukları bölgenin taşları ve kumuyla uyumlu renk ve desendedir.
Giovanni G. Bellani, "Quand L'oiseau Fait Son Nid", s.64 |
 |
|